Subakut Rumen Asidozu (SARA), süt ve besi sığırlarında sıklıkla fark edilmeyen bir metabolik bozukluktur. Ancak sindirim, verimlilik ve genel hayvan sağlığı üzerinde önemli uzun vadeli etkileri vardır. Bu durum, esas olarak aşırı karbonhidrat fermantasyonundan kaynaklanır ve bu da rumen pH dengesini ve mikrobiyal popülasyonları bozar. pH seviyeleri günde üç saatten fazla süreyle 5.8’in altına düştüğünde, rumen ortamı lif sindiren mikroorganizmalar yerine asit üreten bakterilerin lehine değişir. Bu dengesizlik, uçucu yağ asitleri (VFA) ve laktat birikimine yol açar; bu da asitleşmeyi daha da artırarak hayvan üzerindeki olumsuz etkileri şiddetlendirir.
SARA’nın sığır sağlığı ve verimliliği üzerindeki etkileri
Subakut Rumen Asidozu’nun sığırlar üzerinde hem kısa hem de uzun vadeli sonuçları vardır. En önemli sorunlardan biri lif sindiriminin azalmasıdır. Ayrıca çalışmalar, SARA’dan etkilenen ineklerde yemden yararlanma verimliliğinin %5-10 oranında azaldığını göstermektedir; bu da besi sığırlarında daha düşük canlı ağırlık artışı ve süt ineklerinde süt veriminde azalma anlamına gelir. Araştırmalar, SARA’lı ineklerin %3-5 daha az süt üretebildiğini ve yetersiz asetat üretimi nedeniyle süt yağ oranında belirgin düşüş olduğunu ortaya koymaktadır. Performans kayıplarının ötesinde, uzun süreli rumen asidozu rumen bütünlüğünü bozar ve inflamasyonu tetikler. Aşırı asit, yalnızca rumen duvarına zarar vermekle kalmaz, aynı zamanda Gram-negatif bakterilerin parçalanmasına (lizis) yol açarak lipopolisakkaritlerin (LPS) salınmasına neden olur. Bu endotoksinler ve bakteriler rumen epitelinden geçerek kana karışabilir ve karaciğer ile diğer organlara ulaşabilir. Sonuç olarak rumenit, ülser oluşumu ve karaciğer apseleri ile laminitis gibi ikincil hastalık riskinde artış görülür; bu durumlar hem ekonomik hem de hayvan refahı açısından ciddi sonuçlar doğurur.
Mikrobiyal dengesizliğe odaklanma: Asidozun zincirleme reaksiyonu
Rumen; bakteriler, protozoalar ve mantarların yemleri fermente ederek besinleri açığa çıkarmak için birlikte çalıştığı son derece dinamik bir mikrobiyal ekosistemdir. Tipik kaba yem ağırlıklı rasyonlarda, Ruminococcus spp. ve Fibrobacter succinogenes gibi lif parçalayan bakteriler baskındır ve yapısal karbonhidratları asetat ve bütirat gibi uçucu yağ asitlerine dönüştürür; bunlar süt ineklerinde enerji sağlanması ve süt yağı sentezi için kritik öneme sahiptir.
Ancak yüksek nişastalı rasyonlar bu mikrobiyal dengeyi değiştirir. Streptococcus bovis ve Lactobacillus spp. gibi amilolitik bakteriler hızla çoğalır ve özellikle propiyonat ve laktat olmak üzere yüksek miktarda VFA üretir. Normal koşullarda rumende oluşan laktat, Megasphaera elsdenii ve Selenomonas ruminantium gibi laktat kullanan bakteriler tarafından hızla metabolize edilerek birikmesi engellenir. Ancak nişasta alımı rumenin tamponlama kapasitesini aştığında, pH düşüşü bu bakterilerin faaliyetini baskılar. Bu durum, asit toleranslı ve laktat üreten bakterilerin çoğalmasını teşvik eder, laktat birikimini artırır ve pH’nın sürekli düşmesine neden olur; böylece akut rumen asidozunu karakterize eden kendi kendini besleyen bir döngü oluşur.
Magnezyum oksit: Rumen stabilitesi için güçlü bir destek
SARA’nın yönetimi ve önlenmesi kapsamlı bir besleme stratejisi gerektirir. Temel yaklaşımlar arasında rasyondaki lif seviyesinin optimize edilmesi, geviş getirme ve tükürük üretimini teşvik etmek için uygun yem partikül boyutunun sağlanması ve fermente olabilir karbonhidratların dikkatli şekilde dengelenmesi yer alır. Nötralize edici ajanların kullanımı da SARA’nın önlenmesinde önemli bir unsurdur. Sodyum bikarbonat hızlı nötralize edici etkisi nedeniyle yaygın olarak kullanılır, ancak özellikle yüksek fermentasyonlu ve yüksek nişastalı koşullarda etkisi kısa sürelidir. Maya katkıları gibi diğer yaklaşımlar destek sağlayabilir, ancak etkinlikleri değişken ve diyete bağlıdır. Tüm bu önlemlere rağmen, yoğun üretim sistemlerinde rumen pH’sını optimal aralık olan 6.2–6.5 arasında tutmak zordur; çünkü mikrobiyal değişimler ve asit birikimi genellikle geleneksel katkıların kısa süreli etkilerini aşar. Bu durum, mikrobiyal dengeyi, lif sindirimini ve hayvan performansını korumak için daha sürdürülebilir ve çok yönlü çözümlere ihtiyaç olduğunu göstermektedir.
Magnezyum oksit, rumende uzun süreli alkalileştirici etkisi nedeniyle öne çıkar. Diyete eklendiğinde MgO, rumen asitleriyle kademeli olarak reaksiyona girerek hidroksit iyonları açığa çıkarır ve bu sayede asiditeyi nötralize ederek pH’nın zaman içinde stabil kalmasına yardımcı olur. Ancak tüm MgO kaynakları eşit derecede etkili değildir. Nötralize etme kapasitesi ve çözünürlüğü; kaynak, kalsinasyon süreci (sıcaklık, süre, fırın tipi) ve partikül boyutuna bağlı olarak değişir. Bu nedenle standart endüstriyel MgO kullanımı, tutarlı rumen stabilitesi hedeflendiğinde yeterli değildir. Bu ihtiyacı karşılamak için Terresis Agriculture, hem hızlı hem de uzun süreli etki sağlayan özel bir MgO karışımı olan pHix-up’ı geliştirmiştir.

pHix-up: Rumen pH’sı üzerinde hızlı ve kalıcı etki
Terresis Agriculture tarafından pHix-up’ın rumen pH’sı üzerindeki etkisini sodyum bikarbonat ve litotamniyum gibi yaygın nötralize edici ajanlarla karşılaştırmak için çeşitli denemeler yapılmıştır. Üç ay boyunca her 10 dakikada bir pH ölçümü yapan intraruminal boluslarla donatılmış 84 ineği içeren bir meta-analiz gerçekleştirilmiştir. Bu çalışma, ADSA 2025’te sunulmuş olup pHix-up’ın yerel koşullar ve besleme uygulamalarından bağımsız olarak rumen pH’sını istikrarlı şekilde stabilize ettiğini göstermiştir. pHix-up verilen ineklerin, kritik eşik olan pH 5.8’in altında geçirdikleri sürenin günlük 85 dakika daha az olduğu görülmüştür. Ayrıca gün içindeki pH değişimi, pHix-up’ın ani dalgalanmaları önleyerek daha stabil bir rumen ortamı sağladığını ortaya koymuştur.
Bu mikrobiyal stabilite etkisi, Alex Bach ile yürütülen kontrollü bir çalışmada da doğrulanmıştır. Bu çalışmada SARA, rasyondaki nişasta oranı artırılarak ve kaba yem/konsantre oranı 36:64’e düşürülerek oluşturulmuştur. pHix-up, eşdeğer nötralizasyon kapasitesine sahip sodyum bikarbonat ile karşılaştırılmıştır. Sonuçlar, pHix-up’ın Fibrobacter succinogenes popülasyonunu koruduğunu ve asidik stres altında NDF sindirilebilirliğini artırdığını göstermiştir. Ayrıca Treponema gibi diğer önemli lif parçalayıcı mikroorganizmaları da desteklemiştir. Bu sonuçlar, pHix-up’ın yalnızca pH stabilizasyonu sağlamakla kalmayıp aynı zamanda yüksek konsantre besleme koşullarında rumen mikrobiyomunun fonksiyonel bütünlüğünü koruduğunu göstermektedir.

Sonuç: SARA’nın önlenmesine proaktif yaklaşım
Subakut Rumen Asidozu, modern sığır yetiştiriciliğinde en az teşhis edilen ancak ekonomik açıdan en önemli hastalıklardan biridir. Sindirim verimliliği, hayvan sağlığı ve işletme kârlılığı üzerindeki etkileri göz ardı edilemez. SARA’daki mikrobiyal dinamiklerin anlaşılması ve pHix-up gibi etkili tamponlama stratejilerinin kullanılmasıyla üreticiler, optimal rumen fonksiyonunu korumak için proaktif bir yaklaşım benimseyebilirler.
by: Rahma Balegi, PhD,
Terresis Agriculture
Orjinal : https://agriinsightpublications.com/article/managing-subacute-ruminal-acidosis-the-strategic-role-of-phix-up/
Tüm Siparişlerde Ücretsiz Kargo
Geri Ödeme Süresi 7 Günün Altında
24 saat çevrimiçi destek
Aklınıza takılan bir soru mu var?